a knife - Türkçe İngilizce Sözlük

a knife

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a knife" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 77 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
with a knife s. bıçaklı
Genel
attack with a drawn knife f. bıçak çekmek
draw (out) a knife f. bıçak çekmek
take out a knife f. bıçak çekmek
sharpen a knife f. bıçak bilemek
pull (out) a knife f. bıçak çekmek
draw a knife f. bıçak çizmek
attack with a knife f. bıçakla saldırmak
threaten someone with a knife f. birini bıçakla tehdit etmek
kill with a knife f. bıçakla öldürmek
stick a knife in f. bıçak saplamak
stick a knife in f. bıçak batırmak
stick a knife in f. bıçaklamak
kill with a knife f. bıçaklayarak öldürmek
put a knife on one's throat f. birinin boğazına bıçak dayamak
attack someone with a knife f. birine bıçakla saldırmak
be armed with a knife f. bıçak taşımak
on a knife-edge zf. gergin
with a knife zf. bıçaklı
Konuşma Dili
on a knife-edge expr. bıçak sırtında
Deyim
a turn/twist of the knife i. (üzüntüye vb) tuz biber (ekmek)
a knife in the back i. sırtından bıçaklama
a knife in the back i. hainlik yapma
a knife in the back i. ihanet etme
a knife in the back i. kalleşlik etme
a knife in the back i. arkadan vurma
a knife in the back i. ihanet
a knife in the back i. kalleşlik
an atmosphere that you could cut with a knife i. gergin ortam
an atmosphere that you could cut with a knife i. stresli ortam
an atmosphere that you could cut with a knife i. gergin ortam
an atmosphere that you could cut with a knife i. stresli ortam
stab a knife in someone's back f. arkadan vurmak
cut the air with a knife f. gerginleşmek
cut the air with a knife f. elektriklenmek
be on a knife-edge f. bıçak sırtında olmak
be on a knife edge f. bıçağın ucunda olmak
be on a knife edge f. diken üstünde olmak
be on a knife edge f. süngünün ucunda olmak
be on a knife edge f. pamuk ipliğine bağlı olmak
cut through something like a hot knife through butter f. kolayca kesmek
go through something like a hot knife through butter f. kolayca kesmek
pull a knife on someone f. birine bıçak çekmek
catch a falling knife f. (fiyatı) düşerken hisse almak
catch a falling knife f. (fiyatı) düşmekte olan hisseyi almak
bring a knife to a gunfight f. bir göreve/yarışmaya/toplantıya/hazırlanmadan gitmek
play a good knife and fork f. hapır hupur yemek
play a good knife and fork f. tıka basa yemek
play a good knife and fork f. iştahla yemek
pull a knife on (one) f. (birine) bıçak çekmek
pull a knife f. bıçak çekmek
like a (hot) knife through butter expr. tereyağından kıl çeker gibi
on a knife-edge expr. diken üstünde
on a knife-edge expr. bıçak sırtında
you could cut the atmosphere with a knife expr. çok gergin (ortam)
you could cut it with a knife expr. aşırı (aksan, diksiyon)
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) neredeyse elle tutulacak/gözle görülecek kadar belirgin
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) neredeyse elle tutulacak/gözle görülecek kadar yoğun
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) çok aşikar
you could cut it with a knife expr. ağır (aksan, diksiyon)
you could cut it with a knife expr. bunaltıcı (hava, ortam)
you could cut it with a knife expr. boğucu (hava, ortam)
you could cut it with a knife expr. gergin (atmosfer, ortam)
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) çok belirgin
you could cut it with a knife expr. sıkıntılı (hava, ortam)
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) çok kuvvetli
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) çok yoğun
you could cut it with a knife expr. belirgin (aksan, diksiyon)
you could cut (something) with a knife expr. (bir şey) çok boğucu
you could cut it with a knife expr. baskın (aksan, diksiyon)
don't bring a knife to a gunfight expr. bir göreve/yarışmaya/toplantıya/hazırlanmadan gelme
like a knife through butter expr. kolayca (kesme/geçme)
like a knife through butter expr. tereyağından kıl çeker gibi
Konuşma
is that a knife? expr. o bir bıçak mı?
he took him into a corner and showed him a pocket knife expr. adam da bunu kenara çekmiş ve çakı göstermiş
Hukuk
murderer armed with a knife i. bıçaklı katil
carry a knife f. bıçak taşımak